
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 633 |
Aln yazs deiir mi? Burada dinî veya felsefî bir konuyu ele alacak deiliz.
Türkiye’nin 1930’lardan kalma bir ideolojisi var. Bu ideolojinin sloganlar, vecizeleri, kalplam sözleri var. Konuurken, yazarken bunlara atf yapmak geçmite âdeta mecburiyetti, imdi baz ahvalde “zaruret” oluyor!
Lideri övmek, onu yüceltecek parlak sözler bulmak mühim bir iti. te Atatürk öldüünde onun bavekili Celâl Bayar, “Atatürk seni sevmek millî bir ibadettir” demiti. Bu lâfzn mazmunu üzerinde düünen var mdr? badet, tapnma ancak dinî bir kavramdr, ona millî sfat eklemekle kavram alan deimez; dinî mahiyeti devam eder. Atatürk’ü sevince neye/kime ibadet etmi oluyoruz? Atatürk’ün ölümünden sonra Cumhurbakan olan smet nönü daha gerçekçi bir “motto” bulmutur: Vatan sana minnettardr! Yükü insanlarn srtndan alp, vatana yüklemitir!
Atatürk’ün sözlerini devlet binalarnn cephelerine, alnlarna yazmak onun zamannda balamtr, diyebiliriz. Dil Tarih ve Corafya Fakültesi binas 1937’de yaplmaya balanm ve 1940’ta açlmtr. te bu binann alnnda mehur vecize vardr: Hayatta en hakiki mürit ilimdir!
Bina alnlarna Atatürk’ten cümleler yazmak, bilhassa 1980 darbesinden sonra bir mecburiyet haline getirilmi ve bütün resmî kurulular, harl harl kurumlar ile ilgili Nutuk’tan, Söylev ve Demeçler’den cümleler aratrmlar, bulamadklarnda da uydurup binalarnn dna veya içine görünür bir yere yazdrmlardr. Jinekolog iken atatürkçülüe merak saran profesör Utkan Kocatürk, Atatürk adna vecize uydurmann caiz olduunu beyan etmi, böylece ileri kolaylatrmtr!
Bunun bir dier tarz da güzel bir sözün altna “Atatürk” yazmaktr. En yaygn örnek: “Adalet mülkün temelidir”. Ancak bugünün Atatürkçüleri “mülk” kelimesinin gerçek anlamn bilmedikleri için mülklerini bu vecize ile teminat altna almaktan mutludurlar!
Atatürk’ün mirasndan pay ayrd iki kurum, Tarih Kurumu ve Dil Kurumu’nda durum nasldr? Türk Tarih Kurumu binasnn mimar Turgut Cansever’dir. Cansever bu yapdan ötürü milletleraras bir mimarî ödüle lâyk görülmütür. Bu yüzden, binann cephesinde vecize yer almaz. Fakat içeride u uzunca cümleye yer verilmitir: “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir, yazan yapana sadk kalmazsa, deimeyen hakikat insanl artacak bir mahiyet alr.” Bu söz hakknda söyleyecek bir ey yok. Tarihi kim yapar? Kim yazar? Nasl Yazar? Bunlar uzun bahisler. Tarih Kurumu’nun günümüzde bu vecizeyle bir alp veremedii de yoktur her halde.
Ya Dil Kurumu? Bu Kurum’un bütün dayana Gazi’nin (o zaman Atatürk deildir) Sadri Maksudi’nin Türk Dili çin kitabna yazd nottur. Bu notun son bölümü Dil Kurumu’nun önünde bir taa kaznmtr: “Ülkesinin yüksek istiklâlini korumasn bilen Türk milleti, dilini de yabanc dillerin boyunduruundan kurtarmaldr.” Sonra bu yetmemi, metnin bütünü binann duvarna el yazsyla ve büyük kt’ada ilenmitir.
Önce unu söyleyelim: Bir binann bütün cephesini bir yazyla doldurmak, estetik yoksunluudur, zevksizliktir. Ayrca vecize yazmak sonucu deitirmiyor. Bu vecizede söylenenle yaanan arasndaki uçurumun farknda olmak gerekir. Bu cümle, 90 sene sonra u soruyu sormaya mecbur ediyor bizi: “Türkçe yabanc dillerin boyunduruundan kurtuldu mu?”
Be beter bir boyunduruk altndayz. Tabelalardan filan bahsetmeyeceim. Yüzlerce örnekten sadece iki örnek:
“Çok boyutlu lineer ve lojistik regrasyonda robust ve sparse tahmin metodlarnn zooteknide kullanm”.
“Yüksek levli Otizm ile Dikkat Eksiklii ve Hiperaktivite Bozukluu Tans Alm Çocuklarn Dilsel Becerilerinin Bilisel Geliimleriyle likisi Üzerine Bir Gözlem.”
Birincisi, üniversitelerimizin fen bilimleri alannda yaplan bir tezin bal, ikincisi bir dilbilimi tezinin bal…
Dil bayramnn kaçnc ylndayz? Boyunduruunuzla mutlu musunuz?
Dil Kurumu’nun aln yazsn deitirmenin zaman geldi!
Bu Kurum, devlet sistemi içinde yer almaya devam edecekse, onun bir “fonksiyon”u olmaldr. Eskiler fonksiyonu “vazife, hizmet” olarak çevirmilerdir. u anda Dil Kurumu’nun türkçeye bu anlamda bir hizmeti yoktur. Ona vazifesini hatrlatmak için alnna yeni bir cümle yazmak gerekir. Bu cümle ancak u olabilir:
“Dili bir çkmaza saplamzdr!”
Sanmayn ki bu söz bize aittir. Bu söz, ilk iki dil kurultay sonunda ilerin kötü gittiini gören Atatürk’ündür. Atatürk yanl görmü, dilde devrim olmayacan anlam, köklü türkçe ile konumaya yazmaya yönelmi, ömrü yetmedii için bu olaana dönü akim kalmtr. nönü, 1941’den itibaren dil devrimini gerçek anlamda uygulamaya balamtr ve dilde bugün de devam eden bozulma, yozlama onun yolundan bir türlü çklamamasndan kaynaklanmaktadr.
Dil bir çkmaza saplanmtr, bu çkmazdan kurtulmak için harekete geçme zamandr!
Yazar: D. Mehmet Doðan |
22-09-20 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||